Orhun TV


"Uçurtmayı Vurmasınlar!"

Tarih: 27-05-2017 13:08

 

“Bizim göğümüzün bir tek gündüzü var, senin göğünde akşam oluyor mu minik kuş?”

Bilmem hatırladınız mı minik Barış’ın sesini? “Uçurtmayı Vurmasınlar” filminin beni en derinden etkileyen repliğidir bu. Babası esrar kaçakçısı olan Barış’ın annesi tüm suçu üzerine alarak yıllarca cezaevinde kalmayı göze almıştır ve hiçbir suçu olmayan masum Barış da, hayatı kadınlar koğuşunda tanımaya başlar. Pek çok adi suçlunun, hayat kadınının, cinayetle yargılananların olduğu bu koğuşta bir de siyasi tutuklular vardır. 1989 yapımı film 12 Eylül sonrasının o tutsak günlerini öyle güzel anlatır ki. O siyasi tutuklulardan biri İnci’dir. Nur Sürer’in eşsiz oyunculuğuyla, Barış’ın en iyi akadaşı, dostu ve ablasıdır İnci.

“İnci…?” diye öyle sorular sorak ki Barış ve İnce öyle güzel cevaplar verir ki ona, Barış o karanlığın, o bataklığın, o tutsaklığın içinde bir aydınlık, bir umut ve bir iyiliktir artık. Kuşları, güneşi, çiçekleri, doğayı, özgürlüğü İnci’den öğrenir. Bir gün gökyüzünde bir uçurtma görür. Ne olduğunu anlayamaz. Hiç görmemiştir ki hayatında. Kuş zanneder, İnci’yi çağırır. Sonra İnci anlatır ne olduğunu, Barış “biz de yapalım” der. Yapamazlar. Avlu çok küçüktür. “Uçmaz” der İnci. “Küçük yapalım” der Barış. “Olmaz” der İnci, “uçmaz Barış, küçük de olsa uçmaz” der. Yere bir uçurtma çizer, Barış aylarca o uçurtmaya bakar. Cezaevi müdürü gelip sildirir onu, “böyle kepazelik istemem” der. Artık özgürlük uçurtmadır Barış için. “O amca uçurtmadan niye korktu” diye sorar İnci’ye. Anlatamaz İnci. Anlatsa da anlamaz ki Barış. Bazılarının özgürlüklerden korktuğunu, güzelliklere, aydınlıklara, fikirlere düşman olabileceğini anlayamaz ki.

Niye hatırladım şimdi ben bu filmi? Çünkü bugün cezaevlerinde tam 560 Barış var! 560 bebek, 560 masum çocuk, 560 suçsuz tutsak!

Kimisi hasta, kimisinin anası babası hasta, kimisinin anası da babası da içerde, kimisi bakıma muhtaç, kimisi daha el kadar, kimisi yeni doğmuş prematüre, kimisinin ciddi tedaviye ihtiyacı var. Ve çoğunun oyuncağa, yemeğe, sevgiye ve özgürlüğe ihtiyacı var. Mutluluğa ihtiyacı var. Uçurtmaya ihtiyacı var Barış gibi!

Onlara üzülmemek elde mi? Vicdan sahibi olanların kayıtsız kalması mümkün mü? Ve çoğunun İnci gibi bir dostu, bir arkadaşı, bir ablası yok belki. Yaşıtları da yok. Belki ana babasının hiç suçu yok. Belki çoğu, o bebekler kadar masum, suçsuz ve şaşkın. Peki kim verecek bunun hesabını. Eğer beraat ederlerse, masum oldukları anlaşılırsa hangi tazminat yeter bu tutsaklığın bedelini karşılamaya. Hangi pişmanlık fayda eder. Hiç düşünmezler mi bunu o anneleri tutuklarlarken!

İnci tahliye olduğunda Barış’ın bir tek tesellisi vardır. İnci’nin uçurtma olup geri döneceği! Ve gerçekten öyle olur. Tahliyeden kısa bir süre sonra kocaman bir uçurtma görürler gökyüzünde. Bütün koğuş toplanır. Gülen oynayan birbirinden farklı kadınların kahkasıyla yankılanır o küçük avlu. Cezaevi müdürü bu sevinci bile hazmedemez. Vurdurtmaya çalışır uçurtmayı. “Uçurtmayı vurmasınlar” der Barış. Ve vurulamaz gerçekten, beceremezler. Bir anda gökyüzünde onlarca uçurtma olur. Bu da İnci’nin kocaman sürprizidir Barış’a. O güzel gülümseme yıllar geçse de hafızamdan hiç silinmedi. Uçurtmayı vuramadılar ve vuramayacaklar!

YORUM YAP


YAZARIN DİĞER YAZILARI


Masa Üstü Sürüme Geç