Orhun TV

HÜLÂSA; BİZİ TEMSİL ETMİYORLAR!

HÜLÂSA; BİZİ TEMSİL ETMİYORLAR!
Tarih: 30-12-2017 19:34

 

Saliha Malhun yazdı...

İnsanlar kelimelerin bir ümmet olduğunu unuttuğu günden beri dîni vâzedenlerin anlattıkları söz kalabalığından öteye gitmedi. Kutsal kitaplardaki metinlerde bundan daha öte bir sır olduğunu düşünenler onun ebced hesabıyla gizli bir hendese keşfetmeyi umdular. Kimi 19 rakamına takıldı kimi ayet sayısına. Ancak irfan ehliydi ki hakîkatin açık hükümlerinin onu okumakla ve hıfzetmekle değil onun bâtınına bakmakla anlaşılacağını biliyordu.

İslâm ümmeti kelimelerin bir ümmet olduğunu unuttuğu günden beri eşyânın da bir ümmet olduğunu unuttu. Bu sebeple kullandığı eşyâlar da sıradanlaştı ve sembollerinin miftahını kaybetti.

Dîni vâzedenler onun bâtınını görenin ve gösterenin yalnızca Hazret-i Muhammed olduğunu unuttu. Bâtına bakma miftahını böylece kaybetti. Böylece "sünneti" de bir ezber ve tekrarlamakla mükellef olunan bir tülûat sahnesine dönüştürdü.

Oysa sadece yüzünden okunarak vahyin özü anlaşılamazdı. "Oku!" emrine muhatap olan o yüksek bilinçten kelimeleri yüzünden okuması değil, dünya hikâyelerinin, insanın, eşyânın ve kâinatın hakîkatine bakması emredilmişti. İşin iç yüzüne.. Görünene değil, görünmeyene.. Bu sebeple hîra dönemi toplumun ve o güne dek cemiyetin dayattıklarını kusup herşeyi hakîkatiyle görmenin mektebi olmuştu.

Hazret-i peygamberin gerçek sünneti ne sakalı, ne saçı ne de cübbesi, bastonudur. Onun sünneti demek eşyâyı nasıl kullandığı değil, eşyâya nasıl "baktığıyla" ilgilidir. Çünkü kutsal metinler ve ilâhi vahiy yüzünden okuyanlara ve ezberleyenlere değil eşyânın bâtınına bakanlara, bakmasını bilenlere ve çabalayanlara açılır.

Okumak Hakkın kendini açmasıdır.

Yüzünden okumakla, ezberlemekle ve cübbe giyinip sakal bırakmakla elde edilemeyecek şeye "hikmet" diyor eski ârifler. Onu elde etmenin yolu Kur'an'ın ve Hazret-i Peygamberin bâtınını anlamaktan geçiyor. Bunun yolu da tasavvufi terbiyeden.

Biz kelimelerin ve eşyânın birer ümmet olduğunu unuttuk.

Bu yüzden Allah buyruğu kalabalıklara satılacak bir metâ
Peygamber irfânını, bâtını temsil eden sarık ve cübbe ise ekranlarda "cübbeli oynatıcılar"ın elinde komik Dümbüllü sahnesi olmaktan öteye gidemedi.

Türbelerdeki o koku unutuldu.

Aşkın kokusu..

Rabbin kokusu...

Artık herkes bilmeli ki bu cübbe, bu sakal, bu at sidiği, eşek semeri, bu dil, bu akıl, bu vâzedilen din bizi, yâni İslâm'ı.. yâni insanı temsil etmiyor!

Cümleye kadirşinaslıkla efendim.

 


YORUM YAP


DİĞER HABERLER


Masa Üstü Sürüme Geç